Trump tarafı olayı ört bas etmeye çalışsa da, Donald Trump’ın avukatının porno yıldızı Stormy Daniels’a susması için 130 bin dolar ödediğini duymayan kalmadı.
İşte bu noktadan sonra devreye vücut dili okuyucuları girdi.
Dünyada giderek yayılan bir ilişki inceleme, yorumlama biçimi bu.
Vücut diline bakıp ilişki haritası çıkarıyorlar.
Trump çiftinin haritası ise uzun süredir pek iç açıcı değil.
Melanie Trump bir süredir önemli davetlerde kocasını yalnız bırakıyor.
Gittiğinde de burnundan getiriyor.
Geçen yılki İsrail ziyaretinde yaşananlar tam bir facia.
Hatırlarsınız, Melanie Trump’ın elini tutmak isteyen kocasının eline vurarak ittirmesi sosyal medyada alay konusu olmuştu.
Melanie, beden diliyle çok da mutlu bir evliliği olmadığını açıkça gösteriyor yani.
First Lady’nin kocasıyla aynı odada yatmadığı da dedikodular arasında.
Yarattığı bu kendine ait alandan son derece mutlu olduğu da…
Peki çoğunluk ayrılması gerektiğini düşünürken Melanie Trump neden boşanma yoluna gitmiyor?
Rahatını bozmak istememesi, Donald Trump’ı takmadan elindekilerin tadını çıkarması bir neden olabilir.
Üstelik hem kalıyor hem de Trump’a toplum içinde kötü davranarak bir bakıma intikam almış oluyor.
Trump’ı herkesin içinde küçük düşürerek kendi hayran kitlesini de oluşturuyor tabii.
Donald Trump’ın kötü şöhretine karşılık yükselen trend Melanie Trump diyebiliriz.

Antidepresana alternatif ister misiniz?
Antidepresan etkisi gösteren şeyleri konuştuk arkadaşlarla.
Ben benimkileri şöyle sıraladım…
Yürümek…
Bir arkadaşım tüm doğru kararlarını Boğaz’da yürüyüş yaparken aldığını söylemişti. “Boğaz kıyısında” detayı kişisel ve özel belki ama yürümek gerçekten de kötü düşüncelere, yanlış kararlara, depresyona iyi geliyor. İçinden çıkamadığınız bir sorun varsa yürürken düşünün, çözme ihtimaliniz artacaktır.
İyi bir film izlemek…
Atilla Dorsay, sinema yazarlarının şanslı olduğunu, yeni filmlerle her gün başka dünyalara yolculuk yaptığını söyler. O kadar haklı ki. Hele bir de iyi filmse izlediğiniz, kendinizi şahane hissedersiniz.
Şu aralar şanslıyız, çünkü Oscar adayı filmler birer birer vizyonda. Onlardan daha iyi antidepresan olabilir mi? “The Shape of Water”a gidin mesela, bakın kendinizi nasıl da farklı bir dünyada bulacaksınız.
Güzel müzikler…
Müzik ruhun gıdasıdır diye boşuna demiyorlar. Şu aralar arabada, evde dinleyebileceğiniz bir Cem Karaca albümü var mesela. Dinleyip bana favori şarkınızı yazabilirsiniz.
Bir de benim her daim seçimim olan bir şarkı var ki, en mutsuz anımda bile beni ayağa kaldırır; Pentagram’dan “Bir”
Kediler… Geçtiğimiz cumartesi dünya kedi günüydü. Kedilerin mırlamalarındaki frekansların tedavide kullanıldığını biliyoruz. Yani kedi beslemenin gerçekten de iyileştirici bir etkisi var. Koynuna bir kedi alıp, o sıcaklığı, titreşimi hissedenler anlar ne demek istediğimi.
Antidepresan etkisi gösteren aktiviteleri yazmaya devam edeceğim, sizinkileri de bana mail atın, burada paylaşalım.

Türler arası aşk
Oscar törenine sadece iki hafta kaldı.
Ve Oscar gecesi en çok konuşulacak filmlerden biri olan Guillermo del Toro imzalı “The Shape of Water” geçen cuma gösterime girdi.
Filme, özellikle de iki canlının birbirini sevmesi, anlaması için aynı türden olmasına gerek olmadığı vurgusuna bayıldım.
Tam benlik bir film anlayacağınız.
Yalnız anlayamadığım bir şey var; orijinal adı “The Shape of Water” olan filmi nasıl olup da “Suyun Sesi” olarak Türkçeye çevirmişler!
Bilen, tahmini olan varsa yazsın lütfen…

Yazının Orjinali