◊ İkiniz de çok yoğunsunuz. Betül konserler, stüdyo çalışmaları ve müzikalle, İlker sen de televizyon, sinema, müzikal ve yapım şirketiyle meşgulsün. İşkolik diyebilir miyiz ikiniz için de?
– İlker Ayrık: Bazen eşime, aileme ayırmam gereken zamanları işime harcıyorum. Ama çalışmayı çok seviyorum, çalışkan insanlara da her zaman hayran olmuşumdur. Hatta çalışkan olmanın yetenekli olmaktan daha önemli olduğunu düşünüyorum. Yetenek, çalışkanlık olmadan hiçbir işe yaramaz.
– Betül Demir: İşime âşığım bu nedenle iş gözüyle bakmıyor, hayatımı yaşıyor gibi çalışıyorum. Sanki bu dünyaya şarkı söylemek için gelmiş gibiyim. Sevdiği işi yapan şanslı kullardanım, bu nedenle her gün şükrediyorum.
◊ “Sevgi Müzikali”, özlenen o nostaljik mahalle hayatını anlatıyor. Sizin mahalleniz nasıldı? Var mı ilginç anılarınız?
– İlker Ayrık: Ben 90’larda çok güzel bir mahallede büyüdüm. Üç çocuklu bir ailenin en küçüğüydüm. Ve son derece mutlu bir çocukluk geçirdim. Oyunculuk eğitimi almaya o mahallede başladım diyebilirim.
◊ Ne oyunlar oynardınız? Var mı yaramazlıklar, vukuatlar?
– İlker Ayrık: Bakkal Ayşe Teyze’nin dükkanının önünde çekirdek çitlerdik. Top oynarken bakkalın camını kırmışlığımız var tabii. Arka bahçesi olan bir apartmandı bizimki. Orada ne oyunlar oynamadık ki. Bisiklet binme, saklambaç, yuva, zımba, dokuz taş, pantolon eskitmece…
◊ Mahalleliden fırça yediğiniz olur muydu?
– İlker Ayrık: Tabii. Yerine göre fırça da atarlar, öğüt de verirler, aferin de derlerdi. Benim annem de başkasının çocuğuna aynı ayarı verebilir, hakkıdır yani.
◊ Betül, senin mahalle nasıldı?
– Betül Demir: Beş kardeştik. Hepimizin yaşları yakın olduğu için hep onlarla oynardım. Ama Sude (Bilge Demir) ve ben tüm mahalleye konserler, bale gösterileri düzenlerdik. Bilet kesip, annemin kıyafetlerini giyip gösteriyi sunar, alkışlamayanları da kovardık. Şimdi düşünüyorum da mahallede bale gösterisi yapmak nasıl bir uçukluktur yahu (gülüyor).

Tiyatro garip bir kumpanya değildir
TİYATRONUN SEYİRCİYE İHTİYACI YOK
◊ Ev halleri nasıldı peki?
– Betül Demir: Annem sayesinde mahallede farklı tarzımla anılırdım.
◊ Neden?
– Betül Demir: Annem çok özenir, birbirinden güzel kıyafetler diktirir, ben de onlara sürekli şov yapardım. Gülseren’in çocukları olarak hep parmakla gösterilirdik.
◊ Bir farkımız vardı diyorsun yani…
– Betül Demir: Adımın anlamı, ayrı kök salmış fidan demek, illa ki bir aykırılık yapardım ama kostümlerimde. Daha 5 yaşındaydım, eteklerimi kısaltır, apoletler eklerdim, ruhum nasıl istiyorsa öyle giyerdim.
◊ Sizin müzikalde mahallenin delisi de var. Sizde var mıydı?
– Betül Demir: Mahallenin delileri Sude ve bendim. Dedim ya, oyunu alkışlamayanları kovalıyorduk!
◊ İlker, sen mahallenin nesiydin?
– İlker Ayrık: Her mahallenin bir komiği vardır ya, “minder komiği”, ben de oydum. Ama kendi jenerasyonumda. Benden önceki annemmiş. Ben de onun izinden gittim, fıkralar anlatan, taklitler yapan komik bir adam oldum.
◊ Asıl ne zaman keşfedildin? Hani şeytanın bacağını kırma noktan diyelim…
– İlker Ayrık: Lisede tiyatro ekibine dahil oldum. Çıktık oyun oynadık, selamda alkışı alınca anladım bunun benim işim olduğunu.
◊ İlker sen Müjdat Gezen’in öğrencisisin. Müjdat Hoca “Gel bu müzikalde ol” dediğinde neler hissettin?
– İlker Ayrık: Müjdat Hoca aramış, işin içinde kendisi, Ayşen Gruda gibi çok değerli oyuncular var. Ne diyebilirim ki? “Üstüne ne vereyim hocam oynamak için” dedim.
◊ Tiyatronun sendeki yerinin ayrı olduğunu her fırsatta söylüyorsun zaten.
– İlker Ayrık: Evet, tiyatronun seyirciye ihtiyacı yok, seyircinin tiyatroya ihtiyacı var. Tiyatro, satın alınan biletle yardım edilen gariban bir kumpanya değildir. İnsanlık tarihi ile başlamış bir meslek dalıdır. Ben 2003 mezunuyum. O zamandan beri elimden geldiğince her sene tiyatro sahnesinde oldum. Olmaya da devam edeceğim.
◊ Ne ifade ediyor tiyatro senin için?
– İlker Ayrık: Tiyatro sevgiyi, arkadaşlığı, dostluğu savunur. Şunu da ekleyeyim; tiyatronun bilinen hiçbir zararı yok!

Tiyatro garip bir kumpanya değildir

BENİM KAHRAMANIM MÜJDARMAN

◊ Müjdat Gezen ne ifade ediyor sizin için?
– İlker Ayrık: O benim kahramanım. Çocukların kahramanları olur Superman, Batman, benimki de Müjdatman. Gerçekten söylüyorum, bu meslekte her şeyi ona borçluyum. Sadece meslek olarak değil, verdiği hayat dersleri de çok önemlidir benim için.
◊ Betül, Müjdat Hoca ne ifade ediyor senin için? Bu oyun sırasında ondan neler öğrendin?
– Betül Demir: Ben onun bağımsız ruhuna hayranım. Benim ve birçok gencin hayallerini gerçekleştirme sebebi kendisi. Bir efsanenin aynı zamanda senin öğretmenin olması çok değerli.
◊ Geçen perşembe Öğretmenler Günü’ydü. Aradın mı Müjdat Hoca’yı?
– Betül Demir: Aradım tabii. İlker de Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde hoca. Ona da mesaj attım ve kutladım Öğretmenler Günü’nü. Müjdat Hoca’ya “Bana öğrettiğiniz her şey için minnettarım” dediğimde gözleri doldu, o da bana “Ben de senden çok şey öğreniyorum, stüdyoda yine birlikte şarkı söyleyelim” dedi.

İLKER AYRIK’TAN BETÜL DEMİR’E SİNEMA TEKLİFİ

◊ Betül’le yeni çalışmalar olur mu?
– İlker Ayrık: Ben bir sinema filminde de onunla birlikte olmaktan çok mutlu olurum. Hatta şu an söylüyorum, “Birlikte film çekelim”…
◊ Betül sen bu teklife ne diyorsun?
– Betül Demir: Çok mutlu olurum. Bugünlerde istediğim her şey oluyor demiştim zaten (gülüyor).
◊ İlker, Müjdat Gezen, Ayşen Gruda ve Betül için neler söylersin?
– İlker Ayrık: Müjdat Gezen kahramanım, Ayşe Gruda büyük oyuncu, Betül ise benim yoldaşım.
◊ Ya sen Betül?
– Betül Demir: Müjdat Gezen kıymetlim, kahramanım. Ayşen Gruda efsanem, idolüm. İlker ise içindeki pervasız çocuğu çok sevdiğim arkadaşım.

MÜJDAT GEZEN “HAPI YUTTUN” DEDİ

◊ Tiyatro sahnesinde olmak kendinizi nasıl hissettiriyor?
– İlker Ayrık: Biz her seferinde aynı oyunu oynuyoruz sanıyorlar ama yemin ediyorum, aynı oyunun her temsili bir öncekinden farklı oluyor. Dizide her bölüm senaryo değişiyor belki ama bir süre sonra bize her bölüm aynı geliyor. Tiyatro ise aynı metinler üzerinden oynansa da her seferinde bambaşka bir deneyim.
– Betül Demir: Her tiyatro sahnesi benim için paraşütle atlamak gibi. O kadar heyecanlanıyorum yani. Müjdat Gezen bana “Tiyatro sahnesi tozu başkadır, artık hapı yuttun” demişti. Ne kadar haklı olduğunu gördüm.

BEN BU HAYATTA BiR TEK CESARETİMDEN KORKARIM

◊ Betül, tiyatro sahnesi senin için yeni bir alan. Korktun mu başlarken?
– Betül Demir: Ben hayatımda bir tek cesaretimden korkarım. Müzik okurken de oyunculuk teklifleri gelirdi. Ama müzikalde olmak hayalimdi. Bir röportajımda bunu dile getirdim. Üç gün sonra “Sevgi Müzikali” için teklif geldi.
◊ Her istediğin olur mu böyle?
– Betül Demir: Son zamanlarda çok oluyor. Bu nedenle hep güzel şeyler düşünmeye dikkat ediyorum.
◊ Teklife dönelim, nasıl hissettin ilk duyduğunda?
– Betül Demir: İnanamadım. Müjdat Hoca’nın karşısına geçince anladım ne kadar ciddi olduğunu. “Sizi asla mahcup etmeyeceğim” deyip, gece gündüz çalıştım.
◊ Oyunun müziklerinde de imzan var. Nasıl gelişti bu süreç?
– Betül Demir: Emirhan Cengiz’le birlikte “Sevgi Müzikali” için birçok şarkı yaptık. Ama en büyük sürpriz kızı Mehtap Ar’ın söylediği efsane Aysel Gürel şarkısı “Firuze”. Mehtap her söylediğinde ağlıyor ve alkış tufanı kopuyor.
◊ Müzikal 60’larda geçiyor. O yıllardan idolün olan sanatçılar var mı?
– Betül Demir: Duygusu, doğallığı ve stiliyle Audrey Hepburn. Rolüm için düşünülen gelinlikten saç modeline her bir detay da Hepburn fotoğraflarından çıktı. Kıyafetlerimi o fotoğraflardan yola çıkarak Derya Çopur tasarladı.

Tiyatro garip bir kumpanya değildir

JOHNNY DEPP GELDİ DE BİZ Mİ HAYAL KURMADIK

◊ Gelinlik demişken, “Herkes Haklı” klibinden sonra bu ikinci gelinliğin. Üçüncüde rol icabı değil de gerçeğini giyer misin acaba?
– Betül Demir: Bilemem. Bugüne kadar gelinlik giyme hayalim hiç olmadı.
◊ Her kadının vardır hayali, seninki nerelerde?
– Betül Demir: Johnny Depp geldi de biz mi hayal kurmadık? Çok seçiciyim, ondan olabilir belki.
◊ Betül, İlker’i okuldan hatırlıyor musun?
– Betül Demir: Hatırlamaz olur muyum? Çok özenirdim oyunculuk okuyanlara. İlker o zamanlar sıskacıktı, bir deri bir kemik, çöp adam gibiydi.
◊ Gerçekten o kadar zayıf mıydın İlker?
– İlker Ayrık: Evet, bayağı bir zayıftım o yıllarda.
◊ Evlilik yaramış diyelim o zaman… Betül, Müjdat Hoca’yı hatırlıyor musun okuldan?
– Betül Demir: Müjdat Hoca oyunculuk okuyanlara daha yakındı haliyle. Bizimle pek konuşmazdı. Ama bak yıllar sonra oyununda rol alarak o duvarı yıktım. Ne kadar içten istemişsem artık.
◊ İlker, müzikalde âşık olduğun kadına evlenme teklif ediyorsun. Peki ya gerçek hayatta nasıl gerçekleşti bu seremoni?
– İlker Ayrık: Bendeki çok fena. Sanem benim yıllar sonra açıldığım çocukluk aşkım. Tekrar bir araya geldik, flört ediyoruz. Bir gün “Hadi dışarı çıkalım” dedim. Önce Suzan Kardeş dinlemeye gittik, sonra başka bir mekana. Daha önce evlilik konuşmuştuk ama net bir şekilde teklif ettim mi etmedim mi bilmiyordum.
◊ Yok artık! Evlenme teklifi bu, dün ne yediğini hatırlamazsın belki ama evlilik teklifini de unutmaz insan…
– İlker Ayrık: Gerçekten de! Omzuna dokunup “Ben sana evlenme teklif ettim mi?” dedim. “Yoo” dedi. O saatten sonra ne der insan, “Peki benimle evlenir misin?” dedim. “Olur” dedi. 1 Nisan’da evlenme teklif ettim, temmuzda evlendik. Bir sonraki nisanda çocuğumuz oldu.
◊ Kız istemeye Müjdat Gezen’le gitmişsiniz…
– İlker Ayrık: Evet. İlk lafı şuydu: “Bu kızı gerçekten de İlker’e verecek misiniz!”
◊ İki çocuk babasısın. Bir üçüncü gelir mi?
– İlker Ayrık: İstiyoruz valla. Üç çocuklu baba olabilirim.
◊ Betül, sende var mı çocuk özlemi?
– Betül Demir: Çocuklarla aram çok iyidir. Yeğenlerim tepemden inmez, sen de biliyorsun. Onların en sevdiği oyun arkadaşıyım. Çocukları gerçekten çok seviyorum. Onlarla olunca bir istek olmuyor değil ara sıra. Ama şu anda daha çok işim ön planda.
◊ Hiç mi düşünmüyorsun?
– Betül Demir: Dünya o kadar kirlendi ki, bu dünyaya çocuk getirmeyi göze alamıyorum. Bir de evlilik, çocuk benim için plan programla olmayacak kadar kıymetli.

Yazının Orjinali

Yorum Bırakın