Evet, film hayattaki tuhaf tesadüfler konusunu hayli abartmış.
“Bu kadar da olmaz” dedirtiyor.
Evet, hikaye anlatımında ve senaryo akışında sorunlar var.
Ama şu da bir evet ki oyunculuklar çok iyi.
Ve yine evet ki film gerçekten ağlatıyor.
Sadece aşk hikayesi değil, anne-kız ekseninde yaşananlar da gözyaşı döktürüyor izleyenlere.
Zerrin Tekindor, ilk göründüğü andan beri bir tekinsizlik, bir tuhaflık olduğunu hissettiren travmalı anne rolünde gerçekten müthiş.
Filmin yükünü sırtında taşıyor.
Eşi rolündeki İştar Gökseven de ona sağlam bir eşlik çıkarmış.
Nejat İşler, bu geri dönüş filminde tadını damağımızda bırakıyor.
Ve ilk sinema filminde oyunculuğu merakla beklenen Serenay Sarıkaya’nın yanındaki güçlü kadroya ayak uydurduğunu, yakıştığını söylemek lazım.
Sezen Aksu’nun “Vazgeçtim” adlı şarkısını da gerçekten güzel seslendirmiş.
Övgüyü hak ediyor.
“İkimizin Yerine”, sezonun en güçlü yerli filmlerinden biri olarak karşımızda.
Mendilleri almadan salona girmeyin tabii!
Not: “Eksik” adlı filmde de oyunculuğunu konuşturmuş olan Özgür Emre Yıldırım, burada kısacık da olsa üstlendiği karakterle, bıçkın bakkal rolünde tam anlamıyla döktürüyor. Bu yan role dikkat diyorum, eminim sizin de aklınızda kalacak.

Nejat İşler’i özlemek

Başlık “Nejat İşler’i özlemek ve doyamamak” olmalıydı aslında.
“İkimizin Yerine” filmini izlerken hep “Lütfen biraz daha fazla Nejat İşler” dedim içimden.
Tamam, kendisi başrol ama öyle her sahnede olan bir başrol değil.
İnsan istiyor ki baştan sona her sahnede olsun.
O kadar uzun zaman oldu ki onu izlemeyeli ve o kadar iyi bir oyuncu ki.
Bu film çok iyi geldi, arayı uzatmasın lütfen.
Gülüşü, bakışı, mimikleri, ses tonu…
Nejat İşler’i çok ama çok özlemişiz.

Hayvanlar için hayal ettiklerimiz

Instagram’da “Hayvanlar için hayal ettiklerimiz” adlı hesapta izlediğim bir video beni kalbimden vurdu.
Kapalı bir hangarın kapıları açılıyor.
Ve altı aydır, damızlık olmaları ya da süt vermeleri için gün ışığı görmeden içeride tutulduğu söylenen inekler uzun zaman sonra güneşle, toprakla, çimenle buluşuyorlar.
Hayvanların nasıl mutlu olduklarını, nasıl hoplayıp zıpladıklarını görmeniz lazım.
Kendi çıkarlarımız için, onlardan faydalanmak için başka canlıları tutsak etmeye, sömürmeye, zulmetmeye ne hakkımız var?
Geçen hafta vizyona giren Dan Brown uyarlaması “Cehennem”in (Inferno) kötü adamı bu dünyada çok fazla insan olduğunu ve dünyaya iyi gelmediğimizi düşünüp, insanların yarısından çoğunu yok etmeyi planlıyordu.
Yukarıda bahsettiğim tarzda videoları izledikçe, doğaya ve hayvanlara yaptıklarımızı gördükçe, düşünüyorum da, adam o kadar da kötü değildi belki de, hatta haklıydı bile…

Yazının Orjinali

Yorum Bırakın