Ayla, bu yıl Oscar’a aday olması için seçilen filmimiz.
27 Ekim’de vizyona girecek olmasına rağmen şimdiden büyük merak uyandırdı.
Ve geçtiğimiz günlerde önce 7. Bodrum Türk Filmleri Haftası’nda gösterildi, sonra da Kos Adası’nda, Rodos Büyükelçimizin ev sahipliğinde Avrupa prömiyeri yapıldı.
Finali gözyaşlarıyla oldu her iki gösterimin de…
Ağla ağla bir hâl olduk hepimiz.
Hikayesinin gerçek olduğunu bildiğimiz filmler daha bir dokunuyor insana tabii.
Ayla, Kore Savaşı ve sonrasında yaşanan gerçek bir hikaye.
Kore Savaşı’na giden Süleyman Astsubay ile ormanda bulduğu 4 yaşındaki kimsesiz kız çocuğu Kim’in hikayesi.
Koreli Kim (Ayla) savaş mağduru bir çocukken, Süleyman Astsubay ile karşılaşıyor.
“Baba” diyor ona, yanından bir an olsun ayrılmıyor.
Aralarındaki eksilmeyen, kopmayan sevgi bağı filmin başrolünde aslında.
Sinema gözünden bakıldığında sorunları yok değil tabii; hikayeye geç girmesi, birden fazla finalinin olması ilk göze çarpanlar.
Ama diğer yanda öykünün kendisi, oyunculuklar, Er Ryan’ı Kurtarmak tadı ve kalitesindeki savaş sahneleri, izleyeni 12’den vuruyor.
Süleyman’ı mükemmel bir oyunculukla canlandıran İsmail Hacıoğlu başta olmak üzere tüm film ekibini, yapımcı Mustafa Uslu’yu, yönetmen Can Ulkay’ı tebrik ediyorum.
Ayla, 27 Ekim’de vizyona girecek, o arada da Oscar yolundaki mücadelesine devam edecek.
Yolunun açık olacağına hiç şüphem yok.

Süleyman dede, İsmail Hacıoğlu ile buluştu

Ayla’yı, Bodrum’da, oyuncuları ve filmin hikayesinin kahramanı olan Kore gazisi Astsubay Süleyman Dilbirliği ile birlikte izledik.
Süleyman dede tam 94 yaşında.
Kendisine kötü davrandığı iddia edilen kızı ile değil, bakıcı hemşiresi ile birlikte, tekerlekli sandalyede geldi galaya.
Ve filmi baştan sona bizimle birlikte izledi.
Gecede ödül alan oyunculardan Murat Han dahil, hep birlikte gözyaşları içinde izlediğimiz filmin sonunda tek tek gidip elini öptük bu koca yürekli adamın.
Onu en içten öpen, sarılan tabii ki filmde kendisini canlandıran İsmail Hacıoğlu oldu.
Kore’de bulduğu küçük kızla gönül bağı kuran, ona “babalık” yapan, onu geride bırakmamak için elinden geleni yapıp hayatını bu sevgiye adayan, asla unutmayan Süleyman’ı çok sevdik biz.
Ne mutlu ona ki yürek dolusu sevgiyle çekilmiş ve süslenmiş hikayesini beyazperdede görmeyi Allah nasip etti.
Süleyman dedenin ve Ayla’nın, kanlı bir savaştan sıcacık bir sevgi hikayesi çıkaran bu iki özel insanın filmi olan Ayla’yı Oscar’da görmek de nasip olur umarım.

Ayla neden Bodrum’daydı?

Herkes, tüm festivaller ve organizasyonlar Oscar aday adayı filmimiz Ayla’nın ilk gösterimini yapmanın peşindeyken, Ayla’nın prömiyeri 7. Bodrum Türk Filmleri Haftası’na nasip oldu.
Bunun hikayesini merak ettim tabii.
Ve biraz araştırdığımda verilen bir söz ve vefa örneği ile karşılaştım.
Bodrum Türk Filmleri Haftası’nın yaratıcısı, SİSAY (Sinema Salonu Yatırımcıları) Derneği Başkanı Cenk Sezgin, aylar önce Antalya Film Festivali’nden ayrılan Elif Dağdeviren’le Bodrum Türk Filmleri Haftası için buluşmuş.
Elif Dağdeviren de kendisini Ayla filminin yapımcısı Mustafa Uslu ile bir araya getirmiş.
Ne tesadüf ki onlar da eski dost çıkmış.
Mustafa Uslu, Cenk Sezgin’den filme destek olmasını ve Bodrum’da göstermesini rica etmiş.
O zamanlar ortada bir Oscar muhabbeti yok tabii.
Cenk Bey söz vermiş destek olacağına.
O sözden sonra Ayla aldı başını yürüdü tabii.
Orijinal hikayesi, Oscar aday adaylığı, fısıltı gazetesi derken ilgi odağı oldu, herkesin dikkatini çekti.
İlk gösterim için teklifler yağmaya başladı.
Ama Mustafa Uslu, Cenk Sezgin’in kendisine aylar önce yaptığı jeste karşılık filmi özel bir gecede Bodrum’da gösterdi.
Her iki taraf adına da güzel bir buluşma olduğunu bizzat gördüm, yaşadım.
Ayla, Bodrum’a, Kos’a çok yakıştı.

Yazının Orjinali