İnsanların vicdanlarını sulandıracak kadar.
Antalya’daki faytoncu dehşetinin üzerinden bir hafta geçmeden 07 JN 333 plakalı aracı kullanan sadist bir sürücünün arabasını sokak köpeklerinin üzerine sürmesinin görüntüleri geldi.
Ben böyle videoları açıp izleyemiyorum sonuna kadar.
Başım dönmeye, midem bulanmaya, tansiyonum düşmeye başlıyor.
Ama yazılanlardan anladım ki, ruh hastası bir adam bile bile cinayet işlemiş.
Arabasıyla zavallı bir çocuğu (köpekler benim gözümde büyüseler de dertlerini kelimelere dökemeyen, çocuk ruhlu, sevgi dolu canlılar) ezmiş, öldürmüş.
Sokak köpeği katlettiği için alacağı ceza, kanun, yasa hâlâ çıkmadığı için çok fazla olmayacak.
Ama şu da bir gerçek ki bu adam bir katil.
Ve bence bir canlıyı -hayvan, insan fark etmez- öldürmek kesinlikle en ağır şekilde cezalandırılmalı.
Bu adam yakalanırsa mahkemesini bizzat, başkanı olduğum HAÇİKO Derneği ile takip edeceğimize söz veriyorum.
İnşallah o zamana kadar şu kanun denen şey değişir de adalet biraz olsun yerini bulur.

Zaman fakirliğine son!

Yetişemiyorum!
Ne gündüzüm ne de gecem yetiyor…
Ve yapılması gerekenler hep eksik kalıyor…
Zamanımı yönetemiyorum!
Bu tarz cümleleri gerek kendimden gerekse çevremden o kadar sık duyuyorum ki.
Zaman fakiri olduk, çıktık.
Amerika’da yapılan araştırmalar her gün 4.5 saati çalışmadan kendimize ayırmamız gerektiğini söylese de işleri bitirip, bunu yapabilenimiz çok fazla değil.
Öyle yoğun oluyoruz ki e-mail’lere bakmayı bile gece yatmadan önceye bırakıyoruz.
Elde sürekli telefon, hiç bitmeyen bir sosyal medya mesaisi.
Eskiden bize ait olan zamanımızı çalan sosyal medya, zaman fakirliğimizin ana sorumlularından.
Dahası insan daha fazla para kazanıp zenginleştikçe, zaman fakirliği de artıyor.
Hızlı büyüyen ekonomilerde hayatın hızıyla birlikte stres de çoğalmakta.
Biz acele ettikçe zaman daha hızlı akıyor.
Bu da daha fazla acele etmemizle sonuçlanıyor.
Zamanı kullanamama durumunu hızlı ve akılsız kararlar izliyor. Yanlışlar yanlışları doğuruyor.
Bu da motivasyonu düşürüyor.
Uzmanlara göre acil ve önemli işleri yeniden tanımlayıp, zamanı yakalamayı bırakmalıyız.
Sabahları enerjimiz daha çok olduğundan, zor işler ilk yapılması gerekenler arasında olmalı.
Daha keyifli olanlar gün sonuna kalabilir.
Nasılsa yapılacaklardır.
10 dakikalık okuma, müzik dinleme ya da sohbet araları tavsiye ediliyor.
Zamanı kovalamaktansa keyfini çıkarmak en iyisi diyor bilenler.
Hadi hep birlikte deneyelim o zaman.
Belki hepimize iyi gelir.

Konser dolu görünsün yeter

Ali Eyüboğlu, konser gişeleri neden açıklanmıyor diye yazdı.
Sinemadaki gişe sayısı ya da TV reytingleri açıklanırken, konserlere biletli kaç kişi girdi bilemiyoruz diyor.
Bilemeyiz, bilsek de gelen rakamlara inanamayız.
Çünkü, özellikle Açıkhava konserleri için konuşuyorum, 3 kişi biletli giriyorsa, alan dolu görünsün diye 1-2 kişi de davetli giriyor içeri.
Sıla, Tarkan gibi kapalı gişe olanlar hariç, pek çoğunda durum böyle.

Yazının Orjinali